İnsülin kazan; karbonhidrat kepçe!

Karbonhidrat grubu besinler şimdiye kadar bizlere hep temel enerji kaynağımız olarak öğretildi… peki ya şimdi değişen ne oldu? Neden yeni çağda birçok kişi karbonhidrat tüketiminden kaçınır oldu? Neden kronik hastalık oranlarımız giderek artıyor?
İşte tüm bu soruların cevabını biz 3d diyet diyetisyenleri olarak bilimsel bilgiler eşliğinde sizler için cevaplamak istedik 😊
Hormon Ailesinde Kimler Var?
Karbonhidrat içeren bir besin tükettiğimizde, sindirim sisteminde sindirilen karbonhidratlardan şeker açığa çıkmakta ve kan şekeri seviyelerini etkilemektedir.
Kan şekeri seviyeleri yükseldikçe pankreas, hücreleri enerji veya depolama için kan şekerini içine almaya yönlendiren bir hormon olan insülin üretir.
Hücreler kan şekerini içine aldıkça; hücrelerin içindeki şeker artar, kan dolaşımındaki seviyeler düşmeye başlar. Bu olduğunda pankreas, kandaki kan şekerini yükseltme eğilimi göstererek karaciğerde glikojen deposu olarak depolanan şekeri kana geçirmeyi tetikleyen glukagon hormonunu üretmeye başlar.
İnsülin ve glukagonun bu etkileşimi, vücuttaki kan şekeri döngüsünü oluşturmaktadır. Bu döngü sağlıklı bir bireyde her şey yolunda gittiğinde bir sorun yaratmaz. Ancak vücudun yeterli miktarda insülin üretemediği veya ürettiği insülini uygun şekilde kullanamadığı durumlarda karbonhidrat tüketimi tip 2 diyabetin gelişiminde önemli bir risk faktörüdür.
Karbonhidrat İçerikli Besinleri Neye Göre Seçebiliriz?
Glisemik indeks karbonhidrat içerikli bir besinin tüketildikten ne kadar sonra kan şekerini etkilediğini ifade eden parametredir. Glisemik indeksi yüksek besinler örneğin beyaz ekmek, makarna, fastfood ürünler kan şekeri çok kısa bir sürede yükseltmekte, glisemik indeksi düşük besinler yeşil mercimek, kaymaksız yoğurt, taze fasulye gibi sebzeler ise kan şekerini diğer besinlere göre çok daha yavaş yükseltmektedir.
Kan şekerinde güçlü ani yükselişlere neden olan yüksek glisemik indeksli gıdaların çoğunu yemek, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve aşırı kilo riskinin artmasına neden olabilmektedir.
Yüksek glisemik diyetleri yaşa bağlı maküler dejenerasyon (göz bozukluğu), yumurtlama kısırlığı ve kolorektal kanserle ilişkilendiren ön çalışmalar da bulunmaktadır. Bizde beslenme düzeni planlarken özellikle glisemik indeksi düşük olan besinlerden oluşan programlar hazırlamaya özen göstermekteyiz.
Bu nedenle de sizler için düzenlediğimiz programlarda ekmek, makarna, pilav, bisküvi grubu besinler bulunmamakta bu besinler yerine et, tavuk, köfte, balık gibi karbonhidrat içeriği bulunmayan; yoğurt, peynir, sebze gibi glisemik indeksi düşük olan karbonhidrat kaynaklarının beslenmenizde bolca bulunmaktadır.
Hadi gelin birlikte sağlıklı bir planlama yapalım 😊
Kahvaltı tabağı: Yumurta, peynir, zeytin, bolca yeşillik
Ara öğün: bitki çayı eşliğinde çiğ fındık ve badem
Akşam Öğünü: Köfte, sebze sote, yoğurt işte bu program yukarıda da bahsettiğimiz gibi sizler için hem glisemik indeksi düşük hem de yeterli protein miktarını aldığınız bir program olacaktır.
Umuyoruz ki bu yazı sizlerin için tüketeceğiniz besinleri seçerken farkındalığınızın arttığı, öğünlerinizi düzenlerken daha farklı bir pencereden bakmanıza destek olacak bir yazı olmuştur… haydi şimdi tabakları hazırlamayaa gideliim 😊
Sağlıkla kalın..